2 Haziran 2009 Salı

Öznel Olmayan Günlüğümden

      Ahh şu başım...Nasıl da zonkluyor bir bilseniz. Eve geliyorum üstümde bir gerginlik. Yorucu bir gün geçirmişim ama rahat rahat unutamıyorum. Yarını yine aynı okul gerginliği içinde geçireceğim, biliyorum ve bu beni daha çok geriyor. Üzerimdeki elbiselerin ağırlığını hissediyorum, sorumluluklarımın ağırlığını hissediyorum. 

      Almancam 33 ve Almancayı kurtarırsam büyük ihtimal teşekkür gelecek. Bir değeri var mı ne için geriyor beni...Annem ve babam mutlu olsun istiyorum, benden beklentileri olanlar(her ne kadar yeterli görmeyecek olsalar dahi) sevinsin istiyorum. Gelgelelim çalışmak yerine bloguma yazı yazıyorum. Beni çalıştıracak bir Azad olsa yanımda diye düşünüyorum. Düşünüyorum ve diyorum ki;

''Şimdi ben konuyu bilmediğim için çalışmamın bir anlamı yok, eğer konuyu bilsem bu sefer yine çalışmamın bir anlamı yok.''. Ama kendimi kandırıyorum tekrar yapabilirim aslında. Yapmıyorum. Tekrar yapmayı istiyor bir yanım, bir yanım FM ye girmek istiyor, bir yanım MyBrute oynamak, bir yanımsa uyumak. Yapmıyorum hiçbirini. Starsailor - Love is Here dinliyorum ve yazmaya devam ediyorum.

       Kendimi bildim bileli böyleyim zaten. Yaz tatiline girene kadar hep böyle gerginliğe ve kararsızlığa bürünüyorum. Yaz gelince de yalnızlık başlıyor. Okulu özlüyorum. Bu arada Azad yazıma yorum yaptı onu okuyorum. Maçlarına Mete' ye 0-2 veriyorum. Başım patlayacak. Neden mutlu olamıyorum ki, neden birazcık yüzüm gülse tokatı yemek zorundayım. Haddimi aşıyor ve (varsa) bir yaratıcının yarattığı bu dünyayı açıkça beğenmiyorum. İsyanım var zaten doğduğumdan beri de yani bu aldım verdim düzenine karşı neden ayakta duramıyoruz hiç anlamıyorum. Bana biri vurursa illa bende vuracağım. Vurmazsam bu sefer kendimin ve başkalarının gözünde küçülürüm. Vurmalıyım çünkü düzen bu. Azad bugün bana çok iyilik yaptı, kendimi ona karşı borçlu hissettim. Gittim kola ısmarladım ona, yapmak zorunda hissettim. Arkadaşlarım bana dostluklarını sundular, bende onlara dostluğumu sundum. Bana kötülükler yaptılar bende onlara yaptım. Ya da ben onlara kötülük yaptım ve onlarda bana yaptılar. Azad yanımdan gittiği zaman gerçekten yalnız kalıyorum. Kimseye yavşaklık edecek adam değilim, kimsenin yanına gitmiyorum. Ertan gelirse geliyor, o da çocuk bakıcısı değil ki sabah akşam benim yanıma gelsin...

      Ve başım bunları düşünmemle daha bir ağrıdı şimdi...Hoşlandığım birini görmemek için koridora, bahçeye çıkmıyorum. Gördüğüm yerde gözlerimi kaçırıyorum. Aptallaşmaktan korkuyorum. Eve gelip, hayallerimde yürütüyorum onu, elini tutuyorum, saçını okşuyorum...

       Neyse almancaya dönelim. Şimdi çalışmazsam bir daha çalışamayacağım bugün. Annemle tiyatroya gideceğiz. İlkokul gösterileri...Ne kendim katıldım, ne de katılanları sevdim. Önerme içerikli anlatmaları 7 yaşındayken de bayıyordu şimdi de...Sessizliğime boğuluyorum. Şuraya ayırdığım zamanda kitap okuyabilirdim, herhalde bir 20 sayfa okurdum. Ya da fm oynayabilirdim, 2 maç atardım kesin...

       Uykusuz ve efkarlıyım. Thom Yorke' a bir röportajında sormuşlar nasıl bu kadar duygulu şarkılar yapabiliyorsun diye, o da cevap olarak şarkılarını uykusuzken yazdığını söylemiş. Melankoli...Beni benden alan, beni ağlatan, beni uyutan...Ağlarken haz duyuyorum, tüylerim diken diken olurken, gözlerim yaşla dolarken bir yandan da "vayy aq" diyorum. Ciddi ciddi radiohead' in bana zarar verdiğini düşünüyorum. Önceden de böyle miydim; belki biraz ama bu değil. Fakat diğer yandan insanlara değer vermemi, onlara acımamı, onlara sarılmamı sağlayan tek şeyde radiohead. Gitarı elime aldığımda içimi titreten, bana bir müzisyen olma aşkını veren radiohead.

       Mutsuz olmam onların suçu değil ama. İnsan üzerindeki sorumluluklardan ötürü mutsuz olur. Yapmak zorunda olduğunda mutsuz olur. Kimisi bütün sorumluluklarını yerine getirirken kendini hala emekli maaşı kuyruğunda bulduğunda, kimisi hiçbir sorumluluğunu yerine getirmemenin endişesi, gerginliği ve son olarak iş işten geçtikten sonra pişmanlığında. Ama bir çok kez mutsuzluğumuzun gerçek nedenini düşünmeyiz. İçimiz dolduğunda neden demeyiz, sadece üzülürüz...Mutlu olduğumuz anları düşünelim. Kahkahaların ardındaki o sorumsuzluğu, o rahatlığı. Bir sürprizin hazırsızlığını, ve yarattığı şaşkınlığı...Ve başımın ağrıları. Omuzlarımdaki sorumluluklar...

        Ölümden korkuyorum. Acısından değil, umutsuzluğundan. Geri dönüşü olmamasından. Bilinemeyişinden korkuyorum, karanlıktan korkmak gibi. Pişman olmaktan korkuyorum, en kötüsüde hiçbir şey olmamaktan korkuyorum. Bedenimin Ganj nehrini ıslattığını, parçalara ayrıldığını, bir bitkiye besin olduğunu, bir hayvana su içindeki esans olduğunu, bir insanın midesini bulandırdığını, ruhumunsa yok olduğunu görmekten korkuyorum. Ve başım, offff nasıl ağrıyor bir bilseniz...

18 yorum:

Röbia dedi ki...

1. soru: koridordaki kız kim?
2.soru :gerçekten radiohead in sana zarar verdiğni inanıyosan nie bırakmıyosun onun haricinde birşeye yönelmiyosun (ağlamaktan zevk aldığın için mi?) ?
3.soru:ölümden korkulur ama kaçılmaz ruhun yok olur yada olmaz ama onu bekleyerek zaten kısa olan hayatı zehir etmeye anlam varmı ?

golgi cisimciği dedi ki...

C.1. bende bilmiyorum klsdfjlskdfjl
C.2. ağlamaktan zevk alıyorum kesinlikle. tırnaklarımın içine tırnak makası sokmam gibi. bittersweet bi konu.zaten beni anlamak mantıkla olmaz(çok pis artistik laf yazarım skdlfjsdflkjlsdf)
C.3. evet ölümden kaçılmaz. bunun için üzülmenin bir anlamı yok. ama gece 12'de yatıyorum uykumu almak istiyorum ama uyuyamıyorum.bu da böyle birşey yani insan zihnine tam olarak söz geçiremiyor ona bakarsan üzücü bir olay başına geldiğinde de aynı mantık geçerli yani olan olmuş zaten üzücü olay bi de ona bağlı kalıp limon emmişe dönmeninde manası yok. ama oluyor.haa bu bir savunma değil, olması gereken senin dediğin o da ayrı konu...

dipnot/almanca yüzünden teşekkürüm gitti. 2.dönemde 1 geldi. teşekkürler fayıhh(ühühüüü)fayık sanan içimden geleni söyleyesim var.kalırsa yazık olur.ama işte dereyi geçene kadar sana da dayı diyoruz................

Röbia dedi ki...

katılıyorumm faikle yazında görüşücemm !!

golgi cisimciği dedi ki...

yalovada bir sürrealist: fayık. yani bunu yapan insan olamaz.deneme sınavı veriyor hepsi çıkacak diyor hiçbiri çıkmıyor öğrenci kandırıyor adam resmen.

Röbia dedi ki...

yaa şaka gibi adam sözlüyle kurtarmazsaa fena olucak benim için

golgi cisimciği dedi ki...

2 dönemde 1 gelmişse ne oluyor ?

Röbia dedi ki...

iç bişi olmazmış eğer ortalaman tutuyosa geçermişsin bu arada o kız kim?*

golgi cisimciği dedi ki...

bazı şeyleri söylememek ortama derin bir karizma kazandırıyor değil mi =)

Azad dedi ki...

Sayfayı aşağı kaydırarak okuduğumda

"Gönderen golgi cisimciği
zaman: 07:24
8 yorum
Etiketler: baş ağrısı, mutluluk, sorumluluklar, tatil, uykusuzluk, ölüm"

yazısını görmek istemedim. Yazı akıcı, hele bi de içinde adım geçince daha bi hoşuma gitti. Deniz'e bu kadar uzun yazmamasını söyleyecektim. Ama şimdi diyorum ki yazsın uzun uzun ayzsın nasıl olsa başlayınca bitmesini istemiyecek kadar akıcı ve ...

golgi cisimciği dedi ki...

ve ney lan saol bu arada yorumun için hacı...duygulandım lan çok götümü kaldırıyorsunuz ama bak! sdkflsdjfldfs

Adsız dedi ki...

beğenmedm falan diyomşm :D şaka abi hoş olmş okurken zevk aldm daa şu kız kim bende merak ettim :D

golgi cisimciği dedi ki...

sölemiycem ulannn

Azad dedi ki...

Öznel olmayan derken

golgi cisimciği dedi ki...

herkes okuyor yaa bloga yazıyoruz o bakımdan

golgi cisimciği dedi ki...

yeah you're right, özel olması gerekiyordu...

golgi cisimciği dedi ki...

çok zekiyim nasıl da yorum sayısını arttırdım sdklfsjdflkdjsfl

Azad dedi ki...

Başlangıcı benden. Zaten en fazla yorum almayı senin yazılar hakediyor.

golgi cisimciği dedi ki...

hepimizin güzel yazıları yorumu hakediyor senin şiirin gibi mesela