14 Temmuz 2010 Çarşamba

Artık Buradayız

Edebiyat severler artık burada buluşuyor.
http://gencklavyeler.blogspot.com

5 Eylül 2009 Cumartesi

...

İzin ver...

İzin ver yakalım tüm köprüleri;
Tek bir bağ kalmasın tutunacak.
Dişleri gedik, dişleri kanlı onlar;
Isırdı mı bırakmazlar kolay kolay.

Sevmezler seni de, beni de, bizi de
Kendilerini sevdikleri kadar.
Sevmeyiz bu yüzünden onları
Sen, ben, biz onlar...

İstemeyiz aramızda bir ağlayan.
Hem ne gerek var salya-sümük itleri aramızda barındırmaya!
Daha ortam adamı olamamış;
Bana mı kaldı onca dert, tasa...

İşte bu yüzden yak tüm köprüleri,
Geriye birşey kalmasın.
Sana paranoyaların yeter!
Sırtın yere dokunmasın...

Geriye ne kaldı çizilmiş yolda,
Bir acid, bir de duvar...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Texas Holdem Poker

Selam bebeler...Ne zamandır yazmıyorum ama makul sayılabilecek bir sebebim var. O da blogun ilgi görmüyor olması. Azad bloga Harry Potter resmi koyduğundan beri in cin top oynuyor farkettiyseniz. Neyse bu yazı böyle yavşak günlük tadında yazılarımdan olmayacak. Size hala devam eden ve 10 gün falan daha devam edecek olan Giresun maceramdan bahsedeceğim. Bahsedeceğim ki saçılsın tohumlar, doğsun güneş, açsın çiçek....sdfjksdhfksdhfkjsdhfksd

Neyse konuya girelim. Çok canım sıkılıyor gençler, arklar, kankalar...Giresuna geldiğim ilk gün kuzenimle karşılıklı gitarları konuşturduk. Benim akustik gitarım onun elektrosunun lirik soloları etrafında ritme boğarken kulakları, tam mekana kızlar doluşmaya başlamışken, o sırada iyi söylediğim şarkıları peşpeşe patlatırken bilin bakalım ne oldu...Kuzenin 5 ay akord görmemiş gitarının alt teli koptu. Ortama dolan ve daha henüz tanışamadığımız kızlar da "ayy yazık oldu" deyip vefasızca çekip gittiler. Ve o an anladım senin değerini hayatım...(merak ettin di mi kimden bahsettiğimi sdfsdkfjlsdfjlsdfjlsdjfsdf)

Ertesi güne hiçbir şey değişmemiş gibi başlamak istesemde sıkılma durumları baş verdi. Bunun üzerine kuzenim bana oyalanmam için facebook da dönen texas holdem poker oyununu gösterdi. Tabii bildiğim tek kumar safi gençleri sinekden gel deyip pis yedilide sövüşlemek olan ben poker oynamayı bilmiyordum. Help kısmından neyin neyden büyük olduğunu kısaca gösterdi kuzen bana. Sonra onu izlemeye koyuldum. Kuzenim ben izleyene kadar 1 milyon chip yapmıştı -ki bilmeyenler için söyleyeyim oyun için süper paradır- ne zaman ki ben izledim çocuk 100k ya düştü -bilmeyenler için söyleyeyim itin götüne girdi, bakkala girse cikleti veresiye yazdırır-. Artık sıra bendeydi...

Ve atıldım pokere...1000k fln sahibiydim. İlk girdiğim masada bir kızla tanıştım, 1 milyona kadar çıkmış biriydi kendisi. İlk elde rest çekti, içimden bir ses blöf yapıyor dedi, bütün paramı döktüm...Ve paramı 2 ye katladım. O sırada arkları chat bölümüne felsefende değişiklik yok yazdı. Kızın felsefesinin ota boka rest çekmek olduğunu anlayan ben masadan 20000k ile çıktım. Buradan o ablaya sesleniyorum, mumla aranılacak bir insansın, umarım aşkta kazanırsın. Mesaj atarsan seni aşk konusunda çok güvenilir birine yönlendirebilirim...

20000k götümü kaldırmış olmalı ki 25000k lık arkımın masasına girdim. Yaklaşık 6 -7 kişi vardık masada. Kankam 20000k, ben ise 30000k ile ayrıldık masadan. Götüm tavana değiyordu. O sıralar farkına varamadığım bir hırsta beraberinde geldi bana...

Neyse bir odaya girdim 120000k lık 2 abi oturmuşlar masama. Bilenler bilir face te gözlerim bağlı rezil bir fotoğrafım var. Göt oğlanlardan biri bana deniz kör ebe oynayalım mı dedi. Bende iyi niyetinden diyor heralde diye olur ama ebe olmam dedim. Bunun üzerine o göt oğlan devam etti; bu fotoyu tecavüze uğrarken mi çekildin...Bu iki kankaya biraz küfür dersi verdim, biri habire göt oluyor öbürü de çocuk pis kodu kanka diyordu. Çocuk kankasının desteğini göremediği için olacak çıktı masadan. Kaldık mı biz 120000k lık abiyle. O an bana birşey oldu. Şov yaptım şov. Masadan 150000k ile çıktım...

Gece saatlerinde kankamı tekrar buldum, paramla hava attım. Dedim kanka ilk oynadığım günde 150000k yaptım, istersen sana borç veriym fln. O gece biraz fazla gaza gelmiş olacağım ki gece sonunda param 100000k ya düştü. Olsundu. İlk günden hoplatmıştım Texası...

2.günümde müthiş eller geldi, geceye kadar ine çıka 170000k ya çıktım. Kankam da ne var ne yok kaybetmiş 1000k larda. Gift attım buna paramla dövdüm. Götüm kalkmıştı, oyunda hissetti bunu sanırım, beni bir o.ç. ile karşı karşıya getirdi. Bu ibnenin adı Mustafa idi. 70000k ya kadar düşürdü beni. Artık beni nasıl yolduysa bir daha kaybetmek istemedi, buddy lik teklif etti ama kabul etmedim...

Meğer Mustafa yaşayacaklarımın işaretiymiş. 3.günümde yırtına yırtına 100000k lara geldim. Tabii kesmedi. Restleri yükseltmeye başladım. Bu sırada benim sıksık blöf yaptığımı çözen Charles denen sünnetsiz bir zenci, amerikan, azman, o.ç beni 30000k ya düşürdü. O masadan ayrıldım, başka bir masada 10000k ya düştüm, başka bir masada 5000k derken 100k...Dibe vurmuştum.

4.gün kankam beni gördü, 150000k yapmıştı. 15000 attı bana bir de sigara yolladı ibne herif. 15000 den inişim ışık gibi oldu. 0 a inmiştim, evet 0(sıfır). Arkımdan bir 15000 daha istedim, yolladı 1000k da bıraktım oyunu...(böhüü)

Şu an aklım pokerden birşeye çalışmıyor. Gece yatınca as papaza rest çekiyorum karşı taraf flush yapıyor bütün param gidiyor. Anlıyor musun beni okur, yaşadığım şeyi anlıyor musun...Texas, ben eski ben değilim ne yaptın bana...Kola almaya gittim 5 milyonu verdim, artanı gelince 3,50 fırlattım masaya bağırdım rest aq diye bakkala. Ne diyon aq dedi, kendime geldim...Ben, evet ben...Evet evet ben...Ben lanet olası bir loser oldum, bir kumarbaz oldum...Ve yalnızım. Oysa ne güzel anlaşmıştık Benjamin ile...

24 Haziran 2009 Çarşamba

Last Flowers

Henüz tamamlanmamış gitarlı halini duyduğumda sevmiştim bu parçayı.Thomas 'ım, Edward 'ım, biricik Thom 'umun dolma parmakları ve naif sesiyle "duygu yüklü"idi. In Rainbows 'taki en büyük beklentimdi. Tabii o zamanlar Last Flowers Till The Hospital adıyla anılan bu live kayıt büyük eksikler içeriyordu ama duygu aynı duyguydu.

Gelgelelim In Rainbows çıktı fakat Thomas fake atmıştı bana. İçinde Last Flowers yoktu. Disc 2 adı verilen bir toplama albüm (evet şahsi kanaatim bu yöndedir) içinde yer alana kadar biraz buruktum. Parçanın bu kadar müthiş bir düzenlemeyle bu kadar farklı bir noktaya geleceğini de düşünmüyordum. Disc 2 deki halinde gitarın yerini piyano almıştı, gitar yine vardı tabii arkadan müthiş rifflerle destekliyordu piyanoyu. Thom da yine müthişti, yine çok fazla, çok parlak, çok güçlü...

Parça bende enzim etkisi yaratmıştı fakat fani aklım onu unutmaya yüz tuttu. Ne kadar öldürücü potansiyeli olduğunu unutmuştum, atıştırmalık Radiohead parçaları arasına koymuştum onu istemeden. Ama o bekledi, bekledi ve beni en zayıf anımda yakalamasını bildi. Çok çakal biri gerçekten...

Kabus gördüm bugün. Ve her kabus gören insan gibi düşünerek uyandım. Hayatımdaki yerini sorguladım, evirdim çevirdim derken-relieefff...Bir anda kabusa soundtrack oluverdi. Epey bir dinleyeceğim bu kadar fazla olmasına rağmen...Şu sözümü unutmayın gençler, her Radiohead şarkısı canlı bir organizmadır.Taa şu zamanlarında bile öyleydi:

http://www.youtube.com/watch?v=OtVjjZDDIAs

13 Haziran 2009 Cumartesi

Kasın...


Kasın yazıları sonuna kadar, kasın...
Şiiri miiri özensiz de olsa, yazın...
Pazartesi alacağım akustik gitarın...
Akorduna kurban olayım ben, Ben...

sdlkfşskldfjsldfjlskdfj.

not/robben de iyi kasıyor haa. şu adama madrid kıyarsa var yaa...gistin intere onun dilinden bir mourinho anlıyor bir de ben, Ben...

9 Haziran 2009 Salı

Esin












Açın kapı pencereleri sonuna kadar
Esin rüzgarlar esin
Olabildiğince sert ve serin esin
Zaten bu durumdan beni bir sen kurtarırsın, bir de Sen

7 Haziran 2009 Pazar

Umutsuzluk

Sevmek mutluluk değil acı veren insana,
Ağlarsın,bağırırsın,kıvranırsın geçmez kurtulamazsın ondan...Atmak istersin ''zamanı değil'' dersin ama nafile...Kaplamıştır dört bir yanını, sarmıştır, kalbine demir atmıştır çıkaramazsın onu,
Amansızca yeniliverirsin,yapamassın hiçbir şey esir alır seni bir daha bırakmamacasına....


Sonra alışırsın ona. Ellerin,gözlerin,dudakların,hepsi eşlik eder birlik olurlar,
Aynı anda titrerler, aynı anda çarparlar aynı anda akarlar onun için.
Fakat onun karşısında gözlerle dudaklar bir olmaz, olamaz..
Haykırır sessizce gözler ama dudaklara dokülmeyince umutsuzluk kaplar o atesi.
Bağırmak istersin, söylemek istersin, tutkuyla bağlanmak istersin;
''Seviyorum be seni, aşığım sana'' demek istersin ama çıkmaz, çıkamaz o sözler ağır gelir dudaklara, kaldıramaz.


Hep onunla olmak istersin, onu bir an olsun görmek istersin;
Ama onu gördüğünde dayanamaz gözlerin indiriverir o yükü, yükler kalbine...
Taşı dayanamıyorum der sıkıştırıverir dudakları ama açılmaz, açılamaz dudaklar Allah'ın cezası kapanır o anda;
Sanki her zaman söylediği o değilmiş gibi,sanki ona dökeceği kelimeller farklıymış gibi.


Korkarsın. Kalbindeki demirin çıkmasından korkarsın,kötü bir şey söylemesinden korkarsın,
Ya öyle değilse, ya o beni sevmiyorsa dersin ağlarsın..
Gözler, sözleri boşaltır öylece tane tane...Aşk gizlidir o yaşlarda, umutsuzluk gizlidi, karamsarlık gizlidir...
Susarsın ama yine aglarsın dayanamazsın çünkü.Nasıl dayanasın, iki dudağın taşıyamadığını bir can nasıl taşısın... 


Sonra karar verirsin, tamam bu sefer çıkacak, bu sefer söyleyeceğim dersin, dikilirsin karşısına;
Gözler yine feryattadır ama dudaklar yine susar bir anda, söyleyemez.
İşte bu anda eller girer devreye tutar onun ellerini ve söylettirir ''seviyorum seni. aşığım sana''.
Artık zaman geçmemektedir, o birkaç saniye yıllar gibi gelir.
Bakar gözlerine o cevabı arar bir köşesinde fakat bulamaz hiç bi yerde onu göremez.
Yavaşça bırakır ellerini, gözlerini kalbine çeker, dudakları kitlenir, arkasını döner ve işkenceyle atar adımlarını,
Yıkılır dünyası başına, ağlar...Yine akar bütün düşünceleri gözlerinden,
Umutsuzluk akar, karamsarlık akar, aşk akar gözlerinden
Çıkarır demirini kalbinden
Aşkı kanar, gözleri kanar, dudakları kanar, elleri kanar,
Ama, ama en çokta kalbi kanar
Umutsuzca.....