Eskiden karakterler olduğunu düşünürdüm insanları birbirinden ayıran, eskiden dediğim çok da eski değil 1-2 gün öncesine kadar hep böyle düşündüm.Fakat artık olayların çok daha basit işlediğini düşünüyorum.Tıpkı age of empires gibi aslında herşey. Arzularımız var daha fazlasını daha fazlasını istiyor hep.Bu herkeste aynı, haa ne istediği kişiden kişiye değişir bu kısmı karakterdir tamam. Çevresinden görerek oluşturduğu da doğru karakteri. Ama değişmeyen hayvani bir şeylerde var, arzular. Ve yine çevresinden ne gördüyse insan(karakter) ona göre davranışı da değişiyor arzularını elde etmede.
Bu belki de Nietzsche' nin anlatmak istediği şeydi bize. Arzuların var, sen de hayvansın işte...Çevrenden görüp oluşturduğun karakter var, yine çevrenden görüp aşmayı beceremediğin ahlakın var...Ama aslında bunlar yoklar,hiçbiri seni frenlememeli...Evet Nietzsche buradan çıkmış olabilir, kabul...Tüm bu vicdan, insaniyet, hatta din yaşamın birikimleriyle oluşmuş ve doğar doğmaz sana enjekte edilmiş, bunları görüyoruz; öyle değil mi?
Dönelim arzulara. Arzu nedir bir tanım yapalım önce...Şahsın ya içten gelen bir dürtü ya da toplumun enjekte ettiği karakterin yansıması olarak herhangi maddi manevi bir şeyi istemesi.Dikkatinizi çektiyse elde etmekten bahsetmedim. Arzulanan şey illa elde edilecek bir şey olmak zorunda da değil. Nice enjekte yemiş beyin Bush' un ölmesini istedi...Kritiği istemek, arzulamak kısaca...Beni ilgilendiren nokta karakteristik arzular değil, çok daha basit ve hepimizi aynı türün bir familyası gösteren ''hayvani arzular''.Güç gibi, seks gibi, para gibi, kan gibi, annelik gibi...Aslında hemen hemen hepsi güç diyerek tek bir başlık altında incelenebilir. Üstün gelme, 1.olma...İşte kapitalizmin aslında basit bir hayvani dürtü olduğu gerçeği...Zirveye tırman, kimseyi tanıma, birinin kafasına basarak bir üste çık, sonra bir üste, sonra bir üste...Aynı zamanda yerini de korumalı, üstüne geçmelerine engel olmalısın.Burada genleriyle farkı açanlar, veya doğduğunda üst basamakların birinde olanlar(babası zengin gibi) eşitliğin abesliğini de gözler önüne seriyor gibi...Hiçte kardeş kardeş geçinmiyoruz. Haa daha önceki yazımda da dediğim gibi her insan birbirine bağlı yaşıyor, işte bu yüzden güçlü bir çırpıda bütün güçsüzleri yok etmiyor.Onları kullanıyor, kanının son damlasına kadar ne var ne yok sömürüyor.Senden yüzde yüz kar sağlıyorlar.
Tekrar dönelim nihilistlere...İşte içten gelen arzuların hükmettiği dünya hayatı böyle eşitsiz kıldı. İşte burada Darwin' ci bir yaklaşım, güçlüler türünü devam ettirir, güçsüzler sahneye veda eder diyor Nihilizm. Hayvansan bu da olmalı, ama bunlar doğru mu...İşte burada kabul edemiyor yıllarca sana dayatılan karakter ve bağırıyor, kükrüyor eşitlik diye, özgürlük diye. Adı bazen Fransız İhtilali bazen Kurtuluş Savaşı bazen de Küba devrimi oluyor. Farketmez, birlikten kuvvet doğar. Kanının son damlasına kadar sömürülüp öldüğünde ne yaptım lan ben hayatım boyunca kayda değer demektense kanının son damlasına kadar savaşıp öldüğünde olsun en azından denedim diyesi geliyor insanın. İşte bunu diyorum size, dünya değişsin. Doktor olsan ne yazar 1 numaralı doktor olamadıktan sonra.Hep 1 numaranın eline bakacaksın.1 numaralar seni sömürmek için bir numaralar çevirecek aklın olmayacak, çünkü sen güçsüzsün, onlar kadar üstün değilsin ama aklın var birleşip bu acı duruma son verebilirsin. Çünkü sen hayvan değil insansın...