Henüz tamamlanmamış gitarlı halini duyduğumda sevmiştim bu parçayı.Thomas 'ım, Edward 'ım, biricik Thom 'umun dolma parmakları ve naif sesiyle "duygu yüklü"idi. In Rainbows 'taki en büyük beklentimdi. Tabii o zamanlar Last Flowers Till The Hospital adıyla anılan bu live kayıt büyük eksikler içeriyordu ama duygu aynı duyguydu.
Gelgelelim In Rainbows çıktı fakat Thomas fake atmıştı bana. İçinde Last Flowers yoktu. Disc 2 adı verilen bir toplama albüm (evet şahsi kanaatim bu yöndedir) içinde yer alana kadar biraz buruktum. Parçanın bu kadar müthiş bir düzenlemeyle bu kadar farklı bir noktaya geleceğini de düşünmüyordum. Disc 2 deki halinde gitarın yerini piyano almıştı, gitar yine vardı tabii arkadan müthiş rifflerle destekliyordu piyanoyu. Thom da yine müthişti, yine çok fazla, çok parlak, çok güçlü...
Parça bende enzim etkisi yaratmıştı fakat fani aklım onu unutmaya yüz tuttu. Ne kadar öldürücü potansiyeli olduğunu unutmuştum, atıştırmalık Radiohead parçaları arasına koymuştum onu istemeden. Ama o bekledi, bekledi ve beni en zayıf anımda yakalamasını bildi. Çok çakal biri gerçekten...
Kabus gördüm bugün. Ve her kabus gören insan gibi düşünerek uyandım. Hayatımdaki yerini sorguladım, evirdim çevirdim derken-relieefff...Bir anda kabusa soundtrack oluverdi. Epey bir dinleyeceğim bu kadar fazla olmasına rağmen...Şu sözümü unutmayın gençler, her Radiohead şarkısı canlı bir organizmadır.Taa şu zamanlarında bile öyleydi:
http://www.youtube.com/watch?v=OtVjjZDDIAs
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder