13 Nisan 2009 Pazartesi

GAZETEMİZDEN BANA AİT OLAN BİR YAZI


Gazete İşi: GaLzete

Neden bir gazete çıkarmaya ihtiyaç duyduk? Neden diğer sınıflar gibi dersimize çalışıp, testlerimizi çözmedik? Sınıfımız diğer sınıflardan not ortalaması bakımından oldukça düşüktü. Hem şikâyet eden öğretmen sayısı da çoktu. Çok çalışmamız gerekiyordu, hem de çok. Ama biz iki işi birden yürütmeye koyulduk. Bir yandan derslerimize çalışıp diğer yandan sosyalleşmemize katkı sağlayacak gazete işine koyulduk. 

Evet, biz arkadaşlarımızla aramızda bunu böyle nitelendiriyorduk: “ Gazete İşi”. Aramızda oturup çok düşündük, çok tartıştık. Bu işi en iyi bir şekilde başarmayı planlıyorduk. Bu konuda bizi çok kişi destekleyip, tebrik etti. 

İlk olarak bu işe dil ve anlatım dersimizin bir etkinliği olarak başladık. Ders Öğretmenimiz Turgay Çimen rehberliğinde düşünce aşamasından uygulama aşamasına geçtik. Gebze’nin bir yerel gazetesinin son iki sayfasına yazma fikri vardı. Seçimler dolayısıyla gazetelerin meşguliyeti bizim gazete işini zora sokuyordu. Hocamız sayesinde yılmadık, ayakta kaldık. Bizi öldürmeyen her şey daha kuvvetli yapar. Bu düşüncelerle kendi gazetemizi çıkarmaya koyulduk. 

Tabii ki ilk işimiz gazetemize bir isim bulmaktı. Sınıfta hocamız önderliğinde beyin fırtınası yapmaya koyulduk. Birbirinden ilginç, birbirinden harika fikirler çıktı. Ama bu işe üstün hayal gücü yeteneğiyle son noktayı koyan arkadaşımız Tolga PEKRU oldu: GaLzete
Gazete ismini bulduktan sonra sıra yazılarımızı düzenli bir şekilde yazmaya gelmişti. Tüm sınıf inanılmaz derecede istekliydi. Herkes bir şeyler yazmaya, bir şeyler çizmeye koyuldu. İki hafta içinde de tüm yazılarımızı yazmıştık. Tabii bu sırada editörlerimiz boş durmayıp gazetemize matbaa ve mali kaynak bulma endişesi içindeydi. Sonunda onlar da işlerini doğru ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdiler. 

Okul müdürümüz Celalettin Ayar'a maddi ve manevi desteklerinden dolayı özel olarak teşekkür ederiz.

Kervan Dersanesi' ne ve Kervan Dersanesi' nin değerli müdürü Sayın Muhammet Ateş'e ekonomik desteklerinden dolayı özel olarak teşekkür ederiz.
İşte takım oyunu böyle olmalıdır.

Sonunda bu işin içinden en harika şekilde çıkmayı başarabildik. 
Teşekkürler Turgay Hocamıza. 
Tebrikler bizlere. Bir iş en iyi böyle yapılabilirdi.
Darısı diğer sınıflara…


Azad KARATAŞ

1 Nisan 2009 Çarşamba

HERŞEYİN ANLAM KAZANMASI ( bilinç dışı aşk-2)


Irmak güneşe doğmuştu ama gölgesinde rahatlayaçağı yanlızlığını paylaşacak hiç bir şey yoktu ada da . Yanlızlığı ve terk edilmişliği tatmaya başlamıştı ağır ağır. Ozanın gidişini unutamıyordu. ..

Filizlenen tohum büyüyordu ama rengi hala siyahtı. Simsiyah yaprakları vardı. Irmak bazen uykusundan ağlayarak uyanıyordu.Ozan kadar güçlü değildi çünkü. Yanlızlığa ve terk edilmişliği ile mutlu olmayı beceremiyordu. Kozmik dengedeki hiçliği yaşamaktaydı ama kavrayamadığı bir şeyi yaşamak ağır geliyordu ona hücreleri kabul etmiyordu bunu dışlıyorlardı herşeyi...

Bir sabah uykusundan uyandığında inanamadığı gördüğüne, filizi artık kocaman bir ağaç olmuştu .Irmak onun gölgesinde barınacaktı onun yoldaşı olacaktı. Irmak artık kafasındaki imgeleri şekillendiriyordu ağaca yaslandı ve o an Ozan'ı kavradı. Elleri Ozandıymış gibi ısınmıştı ve ruhu hiçlikten arınıyordu herşey şekil buluyordu. Terkedilmişliği neden alışamadığını anladı çünkü terk edilmemişti Ozan aslında Irmağı terk etmemişti. Gidişinin bir anlamı vardı. Irmağın içi kırmızı güneş ile umut doldu....

IRMAĞIN UYANIŞI... ( bilinç dışı aşk-1)


( öncesini bilen bilir bilmeyende anlamaya çalışır :) birden bu kısmı yazmak geldi çünkü içimden)

Ve ağaç insan olduğunda Ozanın ayrılma vakti gelmişti. Kanatlarınıda fark edişi o gün oldu ve uçtu nereye gittiğini bilmeden. Uçtuğu yerden bir tohum filizlendi. Irmak ise köklerinden kurtulamadı Ozanı yakalamak için kopamadı yerinden, acıyla izledi onun gidişini. Bu onların sonları değil başlangıçlarıydı artık sadece Ozan yoktu "Ozan ve Irmak" vardı.
Ozan adasında yanlızlığın ve terkedilmişliğin siyahlığını yaşarken kırmızı güneşin doğmasını hep hayal etmişti. Güneşin gelişi ile uçtu . Kavramların karıştığı bu açıklınamaz yerde çok uzun vakit kaldığını fark etti. Ama en büyük uyanışı tek yoldaşı tek arkadaşı olan ağacın Irmak olduğunu öğrenince yaşadı. Yalnızlığa direnmek için yaslandığı konuştuğu bu koca karanlıkta hayatına renk katan tek şeyin o rengarenk ağacı Irmaktı...
Ozan uçuşunun sonuna varamadı oldukça uzun uçacaktı ta ki bir süretle karşılaşana kadar...