Irmak güneşe doğmuştu ama gölgesinde rahatlayaçağı yanlızlığını paylaşacak hiç bir şey yoktu ada da . Yanlızlığı ve terk edilmişliği tatmaya başlamıştı ağır ağır. Ozanın gidişini unutamıyordu. ..
Filizlenen tohum büyüyordu ama rengi hala siyahtı. Simsiyah yaprakları vardı. Irmak bazen uykusundan ağlayarak uyanıyordu.Ozan kadar güçlü değildi çünkü. Yanlızlığa ve terk edilmişliği ile mutlu olmayı beceremiyordu. Kozmik dengedeki hiçliği yaşamaktaydı ama kavrayamadığı bir şeyi yaşamak ağır geliyordu ona hücreleri kabul etmiyordu bunu dışlıyorlardı herşeyi...
Bir sabah uykusundan uyandığında inanamadığı gördüğüne, filizi artık kocaman bir ağaç olmuştu .Irmak onun gölgesinde barınacaktı onun yoldaşı olacaktı. Irmak artık kafasındaki imgeleri şekillendiriyordu ağaca yaslandı ve o an Ozan'ı kavradı. Elleri Ozandıymış gibi ısınmıştı ve ruhu hiçlikten arınıyordu herşey şekil buluyordu. Terkedilmişliği neden alışamadığını anladı çünkü terk edilmemişti Ozan aslında Irmağı terk etmemişti. Gidişinin bir anlamı vardı. Irmağın içi kırmızı güneş ile umut doldu....
3 yorum:
Arkadaşımız Rabii sanırım bir seriyi devam ettiriyor.
çok gzel yazıyor da iğwench resim yapıyor.parnasizm parnasizm olalı böyle zulüm görmedi yani...
denizin yorum süper =)
Yorum Gönder